Sık Kullanılanlara Ekle

   
  REŞADİYE WEB SAYFASI
  İskefsir kazasi ile ilgili rivayetler
 

İSKEFSİR KAZASI İLE İLGİLİ RİVAYETLER
Beş yüz yıldan beri tarihlerde yazılı olan İskefsir kazası adıyla anılan ve zeametler-tımarlar verilen, mazbatalar yazılan Şer-i Şerif üzerine iş gören bu kazanın bir idare merkezi olması muhtemeldir.

Kaza merkezi zamanla Karahisar’a, Karahisar da Erzurum vilayetine bağlıydı. Buraya Karahisar ve Erzurum’dan sürekli emirler verilip, cevaplar alınıyordu. Fakat bugün kaza merkezinin (İskefsir’in) yeri kesin olarak bilinmemektedir.

1884 tarihli Hanri Gibert Haritasında Kelkit Nehri boyunca üç idare merkezi gösteriliyor. Birincisi; Niksar, ikincisi; Kasaba, üçüncüsü; Koyulhisar’dır. Kasaba diye gösterilen bu nokta Delice ırmağının Kelkit nehri’ne karışmasıyla iki çay arasında oluşan yarımada üzerinde gösteriliyor. Yani bu nokta yaklaşık olarak bugünki Reşadiye Kaplıcalarının bulunduğu yeri göstermektedir. Yalnız ilginç olan “Kasaba” kelimesinin altına Karacaviran diye işaretlenmesidir. Şimdiki bilinen Karacaviran Köyü’nün mevkisi ile bu haritada

”Kasaba” diye gösterilen yer ile arasında hiçbir ilişki yoktur. Haritada “Kasaba” diye gösterilen nokta ve çevresinde herhangi bir harebe ve esere rastlanmamıştır. Bir de Koyulhisar Kazasında “Karacaören” diye yer leşim alanı vardır ki bununla da ilgisi yoktur.

Adı geçen yarımada üzerinde (Çermik Mevkiinde) idare merkezi olduğu, hükümet işlerinin burada görüldüğü rivayet edilmektedir. Yine aynı mevkide ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde Çermik Panayırı düzenlendiği de bilinmektedir.

Ayrı bir söylentiye göre kasaba merkezinin Kabalı, Kuzbağı, Uluköy ve Ağcakolay köylerinin birinde olduğuna dair rivayetler vardır. (Halen Ağcakolay Köyü’nün yukarısındaki tepede “Saray Yeri” adını taşıyan bir harabenin mevcut olduğu bilinmektedir.)

İskefsir Kalesi denilen Uluköy ve Keçiköy’ün başındaki tepede Kaledüzü denilen yerde havuz harabeleri, su yolları ve temel harabeleri bulunmaktadır. Büyük bir ihtimalle bu kalenin İskefsir’in her tarafına hakim olması da dikkate alınırsa burasının zamanla kaza merkezi olması ihtimali kuvvetlidir. İskefsir kasabasının varlığı hakkında şüphe götürmeyen arşiv belgeleri vardır.



İskefsir Kalesinin(5) Kaza merkezi olması ihtimalini kuvvetlendirecek bir başka belge de Süleymanlı Konağı (6) camisinin kapısının yanındaki taş kitabedir. Bu kitabede “Sahib’ül Hayrat vel Hasenat Esseyit Numan Ağa 1216” yazılıdır. Bu 1216 tarihli Keçiköy ve Uluköy başındaki Kal’e ile bu camiin yapılış tarihidir. 1230 Tarihinde bu camiin kitabesi İskefsir kalesinden kaldırılarak Süleymanlı Konağına götürülmüş; buradaki camiye konmuş, aynı kitabenin bir kenarına da “Merhum Ağa’nın oğlu Mehmet Emin eyledi tamir 1230” diye yazılmıştır.(7)

Aynı konu ile ilgili olarak İ.Ü.İktisat Fakültesi İktisat Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Coşkun Çakır'ın Başbakanlık Osmanlı Arşivi Araştırmalarından elde ettiği bilgiler ise şöyledir :

"Başbakanlık Osmanlı Arşivinde İskefsir Kazası (bazen nahiyesi) ile ilgili üç defter bulunmaktadır. Bunlardan 13 numarılı ve en eski tarihli olan defterin adı Cem'ul-cümu-i Vilayet-i Bayramlu me'a İskefsir ve Milas'tır. Bilindiği gibi Bayramlu Ordu'ya, Milas Mesudiye'ye ve İskefsir de Reşadiye'ye tekabül etmektedir. Fakat başındaki açıklamalardan hareketle 448 sayfa olması gereken bu defterin 23 sayfası eksiktir ve bu haliyle citlenmiştir. İşte bu eksik kısım İskefsir kayıtlarının olduğu kısımdır. Muhtemelen bu bölüm defter ciltlenmeden kaybolmuştur. Bu defterin dönemi Fatih Devri (1451-1481) 'dir. İkinci defter 41 numaralı defterdir ve II.Bayezıt Döneminde (1481-1512) hazırlanmıştır. Bu defterin adı Defter-i Mücmel-i Bazı Vilalet-i Rum şeklindedir. 140 sayfa olan defterde İskefsir bir nahiye olarak yeralmaktadır. Bu defter bir özet katalog olup çok geniş bir bölgeyi ihate etmektedir. Üçüncü ve son defter olan 557 numaralı defter 36 sayfa olup II. Selih Dönemine (1566-1574) aittir. Defterin 6. sayfasından 18. sayfasına kadar Kaza-yı Karahisar-ı Şarki ya da bugünkü adıyla Şebinkarahisar ve civarı, 19. sayfadan 22. sayfaya kadar Kaza-yı Koylu Hisar yani Koyulhisar ve 22. sayfadan 29. sayfaya kadar Kaza-yı İskefsir ve Milas ve Habsamana yani Reşadiye, Mesudiye ve Gölköy ilçelerinin beraber kuşattığı alan, 29 ve 30. sayfalar Kaza-yı Bazar Suyu yani bugünkü Ordu'nun kurulduğu yer ve 31. sayfadan sonuna kadar da Kaza-yı Bayramlu (yani Ordu, Ünye ve Fatsa'nın bir bölümü hariç) yeralmaktadır.

Yukarıda zikredilen defter içinde İskefsire tabi olarak gözüken belli başlı köyler şunlardır: Kuzbağı, Alan-ı Yenice Kışla, Değeri, Kurd Çimeni(?), İskefsir Kalası, Uluköy, Aruzalanı, Seleman, İlşar, Karataş, Saray Seküsü, Yaluç(?), Demircilü, Ulu Çakraz, Kördelös, İdrin, Çengi Bağçe, Süleyman Gökçe, Kabalu, Kuyucak, Ermeni ve Talu Sekü... Metinde yer alan bazı köylerin adı hiç okunamamış, bazıları yanlış olur kaygısıyla okunamıştır. Ayrıca bugün Reşadiye'ye bağlı olmakla bereber o zaman Şebinkarahisar ve Milas'a yani Mesudiye'ye bağlı köyler zikredilmemiştir. Mesela Kızılcaviran ve Feraksi ya da bugünkü adlarıyla Kızılcaören ve Ferekse köyleri Şebinkarahisar'a, Gündoğmuş köyü Mesudiye'ye tabidir. Dolayısıyla bugün varolan bazı köylerin burada yer almaması onların o tarihlerde olmadığı anlamına gelmemelidir. Arşivde daha etraflı bölgesel tarama yapılmak suretiyle bu listeler zenginleştirilebilir.

Tanzimattan sonra hazırlanan Temettuat Defterleri içinde yer alan 14265 numaralı defter gerçekten kataloglamaya kayıt tutma anlamında mükemmel bir defterdir. Defterin birinci sayfasında şu ana başlık süzlü ve güzel bir yazı ile yeralmaktadır: İcmal-ı Yekun-ı Kıymet-i Emlak ve Hayvanat ve Temettuat ve Vergü-yi Sabık-ı Sene-i 1255 'der Kurraha-yı Kaza-yı Nefsi Niksar devam eden üç sayfada El-Fihristan-ı Kurraha-yı Kaza-yı Nefs-i Niksar tabi-i Liva-yı Sivas başlığı altında Niksar Kazasına bağlı köylerin dökümü verilmektedir ki bu köylerin belli bir kısmı bugün Reşadiye İlçesine bağlı bulunmaktadır. Halen Reşadiye ilçesine bağlı olup da bu defterde yer almayan köyler ise Mesudiye, Aybastı ve Hafik kazalarının kayıtlarında mevcuttur. Bu defterde geçen köylerse şunlardır: Akıncı, Soğuk Punar, Muday, Karataş, Kovanı, Cemel, Kapaklı, Pertek, Mekdün, Tinyaba, Beşrum(Büşürüm), Gelyime, Elmacık, Erük Belanı, Kuyucak, Çakmak...

Yukarıda zikredilen orjinal arşiv vesikalarından hareketle anlatılanlardan ve genel tarih bilgiselimizden yola çıkarak şunları şöylemek münkündür:

Reşadiye ilçesi bugünkü kurulduğu yere istinaden anılmaktadır. Bu isim ve ilçenin tarihi oldukça yenidir. İlk kaza oluşu 1906, belediyenin kuruluş tarihi ise 1907'dir. 1909 yılında Sultan Reşat'ın tahta çıkması ile ve Osmanlı geleneğine uygun olarak Reşadiye adını almıştır. İlçe yerleşim merkezi yukarıdaki belgelerde geçtiği gibi sıcak su çıkan ve belli zamanlarda pazar ve panayır kurulan bir yerdir. Esasen tarıma elverişli bir arazi de olmadığından Osmanlı zamanının sonlarına doğru yerleşim yeri özelliği kazanmaya başlanmıştır.



Reşadiye'nin eski ismi olarak bilinen İskefsir'in tarihi ise 15.y.y.'la kadar gitmektedir. İskefsir kazası bugünkü Uluköy-Keçiköy-Kuzbağı ekseninde kurulmuş olup mezkur yerdeki kale de İskefsir Kalesi olarak geçmekte ve burası aynı zamanda bir karye yani köy olarak bilinmektedir. Zaten kayıtlarda Uluköy geçmekte iken Keçiköy geçmemekte, yine kayıtlardaki İskefsir Kalesi isimli karyenin Keçiköy olduğu tahmin edilmektedir. Kuzeydoğusunda Milas (Mesudiye), Kuzeybatısında Fidaverende (Aybastı) kazaları bulunmaktadır. İskefsir kazası uzunca bir dönem Trabzon Eyaleti Ordu kazasına bağlı olarak kalmış daha sonra Erzurum Eyaleti Karahisar-ı Şarki Sancağına bağlanmıştır. Karahisar-ı Şarki bilhare Sivas ve Giresun'a bağlanmıştır. Ancak Osmanlı Devletinin klasik dönemi diyebileceğimiz 15. ve 16. yüzyıllarında sürekli Ordu'ya bağlı kalmıştır.

Coğrafyasını tasvire çalıştığımız bölgeden geçerek Erzurum'a giden yine aynı güzergahdan İstanbul'a dönen meşhur Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesinde hem bölgeden bahsetmekte hem de bazı köy isimlerini zikretmektedir. Verilen bu bilgiler arasında bazı çelişkiler ve mübalağ varsa da önemli ipuçları taşımaktadır. Mesala Başçiftlik'ten bugünkü Bereketli Kasabası'nın kurulu bulunduğu yerde mevcut olan Ermeni Köyünden, Tekke'den bahsetmektedir. Bundan da anlaşılıyor ki yol güzergahı Niksar-Başçiftlik-Bereketli-Hasanşeyh-Baydarlı-Koyulhisar şeklinde seyretmektedir. Evliya Çelebi 1647 tarihinde İskefsir'den İskefsir Kazası olarak söz etmektedir ki bu önemlidir.

Takibeden yüzyıllarda İskefsir Kazası'nın akibeti hakkında şimdilik elimizde detaylı malumat ve belgeler bulunmamaktadır. Bu bakımdan İskefsir ya da Reşadiye'nin tarihini yazmak kendi içinde bir zorluğu beraberinde getirmektedir. Çünkü iskefsir Nahiyesi (muhtemelen büyük bir deprem veya salgın bir hastalık nedeniyle) dağıldıkdan sonra bağlı köyler idari olarak mevcut kaza ve nahiyelere rabtedilmiştir. Bu tezimizi doğrulayan nokta ise 19. yüzyıla ait net kayıtlardır. Zira bu kayıtlara göre bugünkü Reşadiye ilçesine bağlı köyler kabaca beş ilçenin (Mesudiye, Aybastı, Koyulhisar, Hafik ve Niksar) hinterlandına girmektedir."

 
 

---SİTE SAHİBİ : İlhan ÇAKIR ---

toresu60@hotmail.com 

          tel                   : 0 346 311 75 19

          cep tel             : 0 537 388 58 06